Münecaatım

2009-12-02 22:12:00

Avrupalı Haççolar,Kadını silah olarak kullanmaktadırlar.Medya aracılığıyla kadını islami ahlaktan yoksun bırakarak,Aileyi yıkmaya,kendi pisliklerine bulaştırmaya çalışıyorlar.buna avrupanın Domuz gribi diyebilirsiniz.Bulaşıcıdır.Dikkatli olmak lazımdır. Devamı

İşsizliğin İlacı

2009-12-02 09:26:00

İslamî Ahlak ve Ahlaksızlığın Sebepleri:İşsizlik,Ahlaksızlığı doğurur.Kocası ölen kadına,maaş bağlanmalı.Kadın,Zenginse maaş bağlanmamalı.Boşanmış kadına maaş bağlanmamalı.Bir kısım,Çalışan kadınlar işten çıkartılmalıdır.Kadınlar çalışmak zorunda değildir.Kadın ev içinde veya ev dışında çalıştırılamaz.İşden Çıkan kadınların yerine,erkekler işe alınmalıdır.Erkek ev ve nafaka temin etmek zorundadır.Kadın evinin ve Erinin kadını olmalıdır.Kadın bir yere gidecağı zaman,kocasından izin almak mecburiyeti vardır.Kadın,kocasından izin almadıkça,eve kimseyi alamaz.Kadın her hususta kocasına itaat etme mecburiyeti yoktur.Kadının,Yemek yapmak veya ev işinde çalışmak veya ev dışında çalışmak mecburiyeti yoktur.Çalışmak kadının asli görevi değil,fıtri görevidir.Düzeltmeye çalışırsan kırarsın,kendi haline bırakırsan yararlanırsın.Fıtraten evde çalışma görevi vardır.Kadın eve nafaka getirmek zorunda değildir.Erkek kadına minnet ve zulüm yapamaz.Erkek evini korumak ve kollamak mecburiyetindedir.Güzel ahlak yaşanmalıdır.Huzur İslamdadır.Vergi adaleti olmalıdır.%20 vergi yerine,%3 veya %5 vergi alınmalıdır.iş yeri açanlara kolaylıklar sağlanmalıdır.İşyeri ruhsatı alınırken para ödenmemeli.Devlet işyeri açanlara,faizsiz kıredi vermelidir,kontrol edilmelidir.SHerkes sigortalı olmalıdır.Zaten memur,işçi,bağkurlu ve yeşil kartlı diye vasıflandırılınca ortada sigortasız kimse kalmıyor.sadece işini bilmeyen zavallılar kalıyor.madem herkes sigortalıdır.Zorluk göstermeye ve israfa ne gerek vardır?.Fakirlere sosyal  hizmetlerden yardım yapılacağına,iş olanağı sağlanmalıdır.Gerekirse asgari ücretten bütün vatandaşlar maaş almalıdır.Para vatan sathında dolaşacağına göre yine devletin malı demektir.Vatandaş yoksa,devlette yok demektir.Millet vekilleri iki yılda emekli olmamalı.Millet vekilleri ya maaş almamalı veya asgari ücret almalıdırlar.Millet vekilleri ve yakınları ihalelere girmemeli.Millet vekilleri vatandaşların ferdi işleri görmemeli.Millet vekilleri iş görecekse,Hükümete ne gerek ... Devamı

Çakallar-Şiirler

2009-11-30 22:51:00

Çakallar Çık Dedi..Şiir-"Başörtülüler Arabistan'a gitsin"Süleyman Demirel'den tartışılacak iddialar. "Türban gericiliktir" diyen Demirel, "Başı bağlı okumak isteyen, Suudi Arabistan'a gitsin" dedi.http://www.dunyabulteni.net/news_detail.php?id=2662&uniq_id=1179421853Süleyman Demirel,Baş örtülüler,Arabistana gitsin dedi.ÇAKALLAR ÇIK,DEDİ ANADOLU'DAN.Müslüman Türkün ana yurdu,Anadolu.Çakallar,çık dedi,Anadolu'dan.Allah Müslüman Türkü korudu.Çakallar,çık dedi,Anadolu'dan.Ecdadıma diz çöküp yalvaranlar.osmanlı geliyor diye,korkanlar.Şimdi bugün adaleti yıkanlar.Çakallar çık dedi,Anadoludan.Baş örtülü kadınlar,gitsin Arab'a.Yasaları koydular,gardrup dolaba.Elbet bir gün girecekler turaba.Çakallar çık dede,Anadolu'dan.Yahudi uşağı,Hıristiyan evladı.Bugünlerde yaman havladı.Kanadı kırık,Siyasetçileri avladı.Çakallar çık dedi ,Anadolu'dan.Çakallar çıkmalı,Anadolu'dan.Mahsul alınmaz oldu,tarladan.Anamın başı örtülü,Anadolu'dan.Çakallar çık dedi,Anadolu'dan.mehmet selim polat AHLAK Haya kalmadı,her taraf rezalet.Kumar,eroin,içki,fuhuş mel'anet.Okullara sokuldu,işte mektubat.Nurun girmediği yere,girer zülumatNe Allahı tanır,ne namaz kılar.Ne Allahtan korkar,nede utanır.o sadece haram, parayı tanır.Nerde akşam,orda sabah uyanır.Yolda yürürken insan sanırsın.Tatlı sözlerine hemen aldanırsın.Devlet baba,bundan sorumlusun.Evladına sahip çık ne olursun?.Baba öz kızına saldırıyor,utandım.Ahlak çökmüş bunu er geç anladım.Evlat ana,babayı dinlemiyor,inan.Dua ile olmuyor,haniya ilahî yasam.Hırsızlık meşrulaştı,yalan kutsallaştı.Her yer Kamusal alan,sarpa dolaştı.Geç kaldık bile,atı alan üsküdara ulaştı.Allah canımı alsın,kıyametmi yaklaştı?Müslümanlık gericilikmiş,ahmak'a bak.Hıristiyanlığa özeniyor,bunak,avanak.Yahudi iyilik düşünmez,muhakkak.Ermeni öc almak için,ahlakı yıkacak.Müslüman olmayan olur bir gün pişman.Bana ne? diyeni,affedermi?,hiç düşman.Kur'an,a uymayan,olur bir gün perişan.Şeytana uyma,pakize,ayşe, fatma,hurişan.Gençlik bu değil,ne olur secdeye eğil.Yol b... Devamı

Ana Gibi Yâr Olmaz

2009-11-30 21:07:00

Atalarımız;“Ana gibi yâr, vatan gibi diyâr olmaz.” demişlerdir.Hakîkaten dünyâyı diyâr diyâr gezsek, anamız gibi bizi bağrına basarak sevecek ve şefkatle kucaklayacak bir ana bulamayız. İnsan, hanımı gibisini veya ondan daha iyisini her yerde bulabilir, fakat ana gibisini hiç bir diyârda bulamaz.Âile içinde çocuk üzerinde en çok hakkı olan ve hizmeti geçen annedir. Anne, hâmile kaldığı andan itibâren çocuk yüzünden sıkıntı çekmeye başlar. Doğum sırasında bu sıkıntı, zirveye ulaşır. Kimi zaman doğum, annenin hayâtına mâl olur.Annenin esas hizmeti, doğumdan sonra başlar. Çocuğun emzirilmesi, giydirilmesi, temizliğinin yapılması, terbiye edilmesi ve tedâvîsi gibi ardı arkası kesilmeden ömür boyu sürecek bir hizmet dönemi içersine girer.Cenâb-ı Hakk’ın özellikle annelere lutfettiği şefkat duygusu, anneleri; istirâhatini, sıhhatini, yeme-içme ve giyinmesini düşünmeden bütün imkânlarıyla çocuğuna hizmete sevkeder.Annenin bu sonu ve sınırı olmayan fedâkârlıklarının bedelini, evlâdın maddî bir karşlıkla ödemesi mümkün değildir.Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in huzuruna bir adam geldi ve:“Yâ Rasûlallâh! Anam iyice ihtiyarladı. Ben onu kendi ellerimle yediriyor, içiriyor ve sırtımda taşıyorum.. Hâsılı her türlü ihtiyâcını karşılıyorum.. Mükâfâta hak kazandım mı?.” dedi.Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz cevâben:“Hayır, bu senin yaptıkların, ananın senin üzerindeki haklarının yüzde birine bile karşılık değildir. Fakat sen, iyilik ediyorsun. Allâh sana bu az iyilik karşılığında çok sevap verir.” buyurdular. (1)Hz. Peygamber (s.a.v.)’in:“Cennet annelerin ayakları altındadır.” (2) hadîs-i şerîfi de annelerin lâyık oldukları yüce mertebeyi belirlemekte ve erkekle eşit olmaktan öte üstün haklara sahib bulunduklarına işaret etmektedir.İbn-i Amr (r.a.) anlatıyor:“Bir adam cihâda iştirâk etmek için Hz. Peygamber (s.a.v.)’den izin istedi. Rasûlullâh (s.a.v.):“Annen, baban sağ mı?” diye sordu. Adam:“Evet.” deyince Rasûlullâh (s.a.v.):“Onlara hizmet de cihâd sayılır, sen onlara hizmet ede... Devamı

Gargat Ağacı ve İsrail

2009-11-30 20:44:00

İşte Yahudileri korkutan Hadis-i Şerif ve Gargad AğacıGargat agacıİşte Yahudileri korkutan Hadis-i Şerif ve Gargad AğacıOrtadoğu’daki gelişmeleri yakından izleyen, başta İsrail olmak üzere bölge ülkelerine sık sık gelip giden ve bu coğrafyanın tarihsel sürecine ilişkin çok sayıda yayını bulunan tarih profesörü bir dostum bana önceki gün; “Yahudiler İsrail’de en çok hangi ağacı dikiyorlar ve bunun sebebi nedir biliyor musunuz?” diye sordu.Kendisine, özellikle tarım konusunda İsraillilerin dünyanın en önemli araştırmalarına imza attıklarını biliyorum ama bir ağaca karşı özel ilgileri olup olmadığı konusunda bilgi sahibi değilim dedim. İsrail’e de şimdiye kadar hiç gitmediğimi söyledim. Kısacası sorunun cevabı bende yoktu.Verdiği cevap çok ilginç oldu. Yahudilerin İsrail’de en çok diktikleri ağacın gargat ağacı olduğunu, bunun nedeninin ise bir hadis- i şeriften kaynaklandığını söyledi. “Yahudiler hadis-i şeriflere itibar ediyorlar mı ki” dedim. Etmiyorlar ama yine de içleri rahat değil. Tedbiren de olsa yine de bu ağacı dikmekten geri kalmıyorlar dedi. Sonra Peygamber Efendimizin konuyla ilgili bir hadis-i şerifini okudu.Tarihçi dostumun yanından ayrıldıktan sonra bu hadis-i şerifi kaynaklarıyla birlikte sizlerle paylaşmak üzere kütüphanemdeki kitaplardan aradım buldum.İlginçtir, hadis-i şerif daha çok kıyamet alametlerinin zikredildiği bölümlerde geçiyor. Kaynaklarda kıyamet alametleri sıralanırken, fitnenin artması, Yahudilerin Müslümanlara yönelik taşkınlık ve zulmü inanılmaz boyutlara varınca, sabır sınırı taşıp artık bu zulme bir dur demek isteyen Müslümanların kendilerini bulup cezalandırmasından çekinen Yahudilerin bulabildikleri her yere kaçıp saklanacağından söz ediliyor.Hadis-i Şerif’te, Yahudilerin taşların ve ağaçların bile arkasına saklanacağı, buna karşın Gargat ağacından başka bütün taş ve ağaçların: “Ey Müslüman, Ey Allahın kulu, Yahudi arkamdadır, gel onu öldür” diyeceği ifade ediliyor. (Buhârî, Tecrid, IX, 73; Tirmizî, Birr, 25; Fiten, 2; et-Tâc... Devamı

Avrupalı Pislikler Sevilmez

2009-11-30 19:52:00

''YAHUDİLER'' ve "HIRİSTİYANLAR"وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ (BAKARA suresi 120. ayet)           Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da           asla senden razı olmayacaklardır.           De ki: Doğru yol,ancak Allah'ın yoludur.           Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan,           andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.Maide Suresi:51-Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanı dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.55-Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir.80-Onlardan birçoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey; Allah’ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedi kalıcıdırlar.81-Eğer Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.82-(Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün.Maide Suresi:75-Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sonra bak ki, nasıl da (haktan) çevriliyorlar.78-İsrailoğullarından inkar edenler, Davud ve Merye... Devamı

Dost ve Düşman

2009-11-30 09:27:00

Allah nezdinde hak din İslâm'dır. إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ Velayet ve beraetVelayet Arap lugatinde veli ve mevla sözleri ile eş manaya gelir. « Vela üzere gayret etti » demek “yardım etmek üzere toplandı, birleşti” demektir. Vela mastardır. Mevla ise dostluk üzere velilik yapan demektir.Onun da müslüman olması gerekir. (Lisanul Arab) Fıkhi bir kavram olarak vela: müslümanlar arasında sevgi, yardım, şefkat, merhamet, kefalet ve her türlü zulüm ve şer çeşidini engelleme gibi manalara gelir ki bunlarız bazıları kimi zaman farz ve vacib, kimi zaman da mustehab ve mendubtur.Müslümanlara vela göstermemek de küfür, haram ya da mekruh olabilir.Beraet kavramına gelirsek, beraet de velayetin zıddı yani kafirlere dostluk sevgi ve muhabbet beslememek ve onlara yardım etmemek demektir. Dostluğun ve düşmanlığın da bazı gerekleri vardır.Dostluğun gerekleri:Hicret : Yani küfür toplumundan soyutlanmak ve İslama ve islam olan insanlara yönelmek. Yardım : Müminlere canı, malı, kendi nefsi ve diliyle yardım etmek. İyi ve kötü günde onların sevinç ve hüzünlerine ortak olmak. Hüsn-ü zan : Kendisi için istediği iyiliği mümin kardeşi için istemek, onlarla alay etmemek, onları sevmeye gayret etmek, onlarla sohbet ve müşavere de bulunmak.Hakları eda :Hastasını ziyaret etmek, ölüsünü kaldırmak, onlara alçakgönüllü olmak, onlar için dua ve istiğfarda bulunmak ve kardeşlik haklarının tümünü yerine getirmek. Zulmetmemek : Haklarında casusluk yapmamak, onlara eziyet etmemek. Hakkı tavsiye : Cemaatlarına katılmak, fitne yapmamak, onlarla iyilik ve takva hususunda yardımlaşmak, emr-I bil maruf ve nehy-I anil münkerde bulunmak. Düşmanlığın gereklerini de şöylece sıralaya biliriz.1. Şirk ve küfür ehlinden nefret etmek.2. Kafirleri sevmemek ve onları dost edinmemek.3. Kafirlere yardım etmemek.4. Ölülerine rahmet dilememek ve istiğfarda bulunmamak.5. Onlara şirin görünmek için dalkavukluk yapmamak, din namına onları idare etmemek.6. Onların kanunlarına mahkeme olmamak, ve bu ka... Devamı

İslamî parti ve Ehveni şer

2009-11-30 09:12:00

Ehveni Şer:Nedir?Bazı kimseler de ; seçimlerde destek vermeyi ,katılmayı, yaptıkları işi meşrulaştırabilmek için olmadık zorlama tevillere , fasit yolara başvurarak sanki mecburlarmış da ; bu küfr yollara bulaşıyorlar !! Bununla beraber : Biz de biliyoruz parti yolu ile islam gelmez , Allah’ın istemediği bir usuldur , yoldur ama mecburuz. Ne yapalım , nasılsa bir parti , kişi başa gelecek , bizi yönetecek.Biz de partilerden ya da adaylardan bize en yakın olanını seçiyoruz.Bari müslümanım diyen geçsin bize en yakın olana destek vererek bizim için faydalı işler yapsın , müslümanlar üzerindeki baskıyı kaldırsın , müslümanlar da devlet dairelerinde iş bulabilsin , başörtülüler için yasakları kaldırıp , okuma ve çalışma imkanları verilsin vs. vs menfaatlerden faydalanabilmek için oy kullanıyoruz ; yada aday oluyoruz ; derler . Böylece nakile değil , aksine akile uyarak ; yanı heva ve hevese uyarak adeta onları putlaştırarak kendi mazaretlerine kılıf bulma yoluna girerken “ özrü kabahatinden büyük” duruma düştüklerinin farkına da varamazlar.Bir arkadaşım bana aşağı yukarı bu ifadelerle akli olarak oy kullanmaya mazaretler ileri sürmeye kalkışınca ben de ona yine onun anladığı tarzdan şöyle cevap vermiştim. Tekirdağ /mürefte ilçesinde köylülerin büyük kısmı üzüm bağları ile geçimlrini sağlamaktadırlar.Bu köylüler üzüm bağlarında yetişen üzümlerini Doluca şarap fabrikasına satarak gelir elde etmektedirler.Şimdi dedim ; senin de orada bağın olsa ve sen şarap fabrikasına vermesen de orada bulunan bütün köylü verecek ve şarap yapılacak . O köylülerde şaraptan gelir elde edecekler diye , sen vermesen de olacak diye bende vereyim , bende kazanayım diyerek verebilir misin ? Müminim iddiası ile ortalıkta dolaşan , namaz cı ; hacc cı , oruc cu , sorduğumuz zaman ben de şeriatçiyim diyen bir müslüman ; her dinden yada dinsiz ile beraber helal - haram yada caiz –küfr ayrımını dikkate almadan herkesle beraber aynı kefeye girermisin ? Sende üzümlerini şarap fabrikasına v... Devamı

Müslüman Zannedilen

2009-11-30 08:31:00

İslam’dan Çıktıkları Halde Kendilerini Müslüman Zannedenler: Günümüze gelmeden önce bu tür olayların Rasulullah (s.a.s.) vefatından sonra farz olan zekatı vermeyerek kafir olan mürtedler , yaptıkları işe kılıf olarak Kur’an-ı Kerim’den delil getirmeye kalkıştılar. “ Onların mallarından onları temizleyecek ve onarın (sevaplarını) artırıp yüceltmek için sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için bir sekinettir.” (Tevbe 103) “ Allah (c.c.) bize ancak duası bizim için sekinet olan şahsa zekat vermemizi emrediyor.duası sekinet olan zat ise yalnız Rasulullah ‘dır.O da vefat ettiğine göre artık zekat üzerimize farz değildir” demişlerdi. Zekatı vermemek için bu ayeti delil gösteren mürtedler her şeyden önce imanın ne demek olduğunu anlamış değillerdi.Onlar nefislerin ve malların temizlenmesinin ancak zekatın verilmesiyle mümkün olabileceğini ve fakirlere zekat vermenin , maldaki Allah’ın hakkını vermek olduğunu anlamış değillerdi. Onlar , imanın; Allah’ın sistemini tam olarak hayata uygulamak manasına geldiğini kavrayamamışlardı.Onlar Muhammed (s.a.s.)’e verilen zekatı , tıpkı kabile reislerine verilen bir vergi gibi görüyorlardı. Onlar zekatı vermemenin , imanı bozup , kişiyi İslam milletinden çıkaracağını ,namazla zekatın arasını açmak olduğunu ve Allah’ın bir emrini inkar etmek anlamına geleceğini anlamamışlardı. Zekat vermenin ise Allah’a ibadetin bir parçası olduğunu kavrayamamışlardı. Bunu gören cennetle müjdelenmiş Ebu Bekir (r.a.) , sadece zekata karşı çıkan bu kimselere İslam’ın bütün hükümlerini reddeten hükmünü vererek mürtedlere savaş açarak onları katletmiştir. Bu sapıkça tevile benzer bir olayda Hz. &Ou... Devamı

Şer Meclisleri

2009-11-30 08:21:00

Allah’ın ayetlerinin inkar ya da alay edildiği meclislerde oturulmaz. وَإِذَا رَأَيْتَ الَّذِينَ يَخُوضُونَ فِي آيَاتِنَا فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتَّى يَخُوضُواْ فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ وَإِمَّا يُنسِيَنَّكَ الشَّيْطَانُ فَلاَ تَقْعُدْ بَعْدَ الذِّكْرَى مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ   ''Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur. Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile oturma.''(EN'ÂM suresi 68. ayet)  ‘’Ayetlerimiz hakkında (ileri geri konuşmaya) dalanları gördüğünde onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak ol (meclislerini terk et).Eğer şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (hemen kalk) o zalimler topluluğu ile oturma.’’ (En’am: 68 )’’  _______________ وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ أَنْ إِذَا سَمِعْتُمْ آيَاتِ اللّهِ يُكَفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَأُ بِهَا فَلاَ تَقْعُدُواْ مَعَهُمْ حَتَّى يَخُوضُواْ فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ إِنَّكُمْ إِذًا مِّثْلُهُمْ إِنَّ اللّهَ جَامِعُ الْمُنَافِقِينَ وَالْكَافِرِينَ فِي جَهَنَّمَ جَمِيعًا   ''O (Allah), Kitap'ta size şöyle indirmiştir ki: Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya (konuya geçinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir.''(NİSA suresi 140. ayet)     “O, Kitapta size indirmiştik ki; Allah’ın ayetlerini inkar edildiğini, yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman,onlar bundan başka bir söze dalıncaya kadar kafirlerle beraber oturmayın, yoksa sizde onlardan ... Devamı

Demokrasi ve Seçimler

2009-11-30 00:57:00

Demokrasi ve SeçimlerLeh ve aleyhindeki hükümleri bilmekle mükellef olan müslümanlar ülke gündemini bir hayli meşgul eden seçimler hakkında da konumlarını bilmek durumunda ve net tavırlarını göstermek zorundadırlar.Evet, seçimlere katılmanın hükmü nedir? Müslümanım diyenler seçimlere katılabilirler mi ; katılamazlar mı?Bunlar ve benzeri sorulara verilecek cevaplar doğrultusunda uygun davranışlar sergileyebiliriz.Öncelikle göz önünde bulundurulması gereken husus şudur ki, bizler hayata bakış açısından kaynak olarak Kuran, Sünnet, Kıyas ve icmayı bilir bunlardan çıkarılabilecek hükümlerle hareket ederiz. Bunlardan başkasını aramıyoruz, arayanlarsa derin bir sapıklık içindedir. Bulup buluşturdukları kendisinden Kabul edilmeyecek ve dahi cehenneme götüren bir pasaportu olacaktır. Demokraside temel şey, insanlar tarafından kanunlar çıkartmak ve buna göre onları bu kanunlara göre yönetmektir. Bu kanunları çıkartacak ve uygulayacak kimseleri halka seçtirirler. Hem de bunu uygularken baskı yaparak seçime insanların gitmesini zorlarlar. Onlara ceza verirler. Böylece insanlar hürriyetlerini serbestçe kullanmış olurlar.!! Hem de devletin kabul ettiği ilke, fikir ve kanunlar dışında kesinlikle seçime katılmaya müsaade yoktur, kim başka ilke ve fikre çağırıp seçime katılmak istiyorsa önlenir ve cezalandırılır. Türkiye’de diğer Batı devletleri gibi bu uygulamaları yapmaktadır. Biri İslam’a çağırarak seçime katılmak istiyorsa önlenir ve cezalandırılır. Her zaman seçim oluyor, fakat Atatürk ilkeleri ve Batı temel kanunları değişmiyor. Bunları değiştirmeye kalkışmak yasaktır. Öyleyse Yılmazı seç, yada Ecevit’i seç,Tayyib i seç ,Çilleri seç, ya da Erbakan’ı seç veya başkalarını seç değişecek bir şey yoktur. Çünkü aynı ilkelere ve temel kanunlara bağlı kalıp bunlara göre icraat yapacaklar. Bundan dolayı, demokrasi denilen hayali fikir için (sandığa giderek) demokrasiyi uygulamaya çalışacak, buna göre kanun çıkartacak kimseleri seçmek İslam’a taban tabana zıttır.İslam’da... Devamı

İslam’i hareket ve demokrasi

2009-11-30 00:54:00

İSLÂM ve DEMOKRASİİslam ; tam anlamıyla Allah’a teslimiyet demektir. Allah’a teslim olmanın anlamı ise, O’nun hükmüne kayıtsız, şartsız , itirazsız teslim olmaktır . Buna göre hareket edilirse mesela ; “ O zaman çok kimse bizi kabullenmez , elimizdeki imkanlarla ve araçlarla biz bu işin üstesinden gelemeyiz , böyle davranmak bizi marjinalliğe iter .. vs. “ gibi gerekçeler, hiçbir şekilde Allah’ın herhangi bir mesele hakkındaki hükmünü , gösterdiği yolu bırakıp başka bir takım hükümlerin ya da yolların aranmasının bir gerekçesi olarak görülemez. Kaldı ki Hz. Peygamberin hayatı , Kurani yöntemden taviz vermesi tekliflerine karşı gerek Kur’an-ı Kerim’in gerekse kendisinin fiili ve sözlü olarak verdiği cevapları ,bunların ve benzerlerinin asla gerekçe olamaycaklarını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Allah ‘ın rızasını elde edebilmek için bütünüyle O’nun gösterdiği yolu yani dini takip etmekten başka bir yol yoktur . Bu şu demektir : İslami hareket ; mesela marjinal kalmak fobisine sahip bir hareket olmadığı gibi, bir takım yaklaşımlarının haksız ve ilmi olmayan bir şekllerde başka sistemlerin yaklaşım ve tutumlarına benzetilmesinden de kendisini sorumlu tutacak kadar kuruntulu bir hareket de değildir . Ne bütün insanlık toptan cehenneme gidecek diye mahkum eden bir harekettir, ne de o zaman çok az insan dışında cehennemden kurtulan olmaz endişesiyle, toptan insanları cennete göndermek eğiliminde olan bir harekettir.İslami hareket mahiyet itibari ile dini Allah’ın gönderdiği ve Rasulunun gösterip yaşadığı şekliyle hayata geçirmeyi ve hayata hakim kılmayı amaçlayan bir harekettir. O bakımdan kimse yolun her hangi bir aşamasına has olarak öngörülse dahi, özü , şekli ve yapısıyla islami olmayan herhangi bir yöntemi İslam adına müslümanların gündemine dayatmak hakkına sahip değildir .... Devamı

Demokratik düzen

2009-11-30 00:52:00

Demokratik Düzenlerin iddiaları :Demokratik düzenler, eşitlikçi bir eda ile, bütün fikir ve düşünce sahiplerini partilerin çatıları altında örgütlenmeye çağırır.Ancak bu çağrının temelinde, “Anti – demokratik“ diye nitelendirilen her türlü muhalif hareketi kontrol altına almak gibi önemli ve ciddi bir avantajı elinde bulundurmak düşüncesi vardır. O halde tez ile uygulama arasında bir tutarsızlık vardır . Ve bu bilinçli yapılmaktadır. A-Muhalif hareketlerin zararsız bir kimliğe bürünmesini sağlayıp bu kimliğe uygun şekliyle kanalize etmektir. B-Kurulu düzene muhalefet edebilecek kitle ve söylemleri, onların tepki ve öfkelerini, seçim, propaganda ve benzeri eylem ve gösterilerle ifade etmelerini sağlayarak, barajı zorlayan basınçları, kapakları zaman zaman kaldırarak barajın güvenliğini sağlamak kabilinden , tehlikeli olmak halinden zararsız ve belki de yerine göre faydalı unsurlar haline getirebilmektir.İslam’ı diğer dinlerden ve diğer dinleri İslam’dan ayırt eden elbette inanç sistemi yani itikattir . Gerek kainatta ve gerekse de insanın hayatının kural , hüküm ve hukukunu belirlemekte de yani bütün boyutlarıyla hakimiyette de Allah’a ortak kabul etmemek bu itikadi esasın ayrılmaz ve vazgeçilmez bir parçasıdır.قُلْ إِنِّي عَلَى بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّي وَكَذَّبْتُم بِهِ مَا عِندِي مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِ إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلّهِ يَقُصُّ الْحَقَّ وَهُوَ خَيْرُ الْفَاصِلِينَ   De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.“ Hüküm (hakimiyet ) ancak Allah’ındır” (En’am 57)يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ  Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira o... Devamı

Milletvekili Adayı

2009-11-30 00:49:00

Milletvekili Adayı Olmanın Anlamı :Milletvekili adayı olmanın anlamı şudur: “Ben sizin adınıza bu maksatla kurulmuş bulunan kurumda gidip teşri (kanun koyma) yapacağım, her biriniz bir fert olmanız dolayısı ile elinizde bulunan genel hakimiyet yetkisinin birer parçasını bana vekaleten belli bir süre devretmenizi istiyorum. Böylelikle ben yeterli sayıdaki temsil oylarımı toplayabildiğim takdirde, sizin adınıza egemenlik yetkisini kullanacağım ve teşri faaliyetlerine katılacağım.“ demektir.Kur’an- Kerim‘de Allah‘tan başka kanun koyan ve Allah’tan başka hükmüne başvurulan ya da hükmü kabul edilen herkes ve her kurumun ortak adı bilindiği gibi “tağut“ tur.Tağutun reddi ise ,iman edebilmek şerefine nail olmanın ilk ayağıdır.لاَ إِكْرَاهَ فِي الدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِن بِاللّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىَ لاَ انفِصَامَ لَهَا وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ  Dinde Çirkin şey Yoktur.“ Hak ile batıl apaçık meydana çıkmıştır. Kim tağutu inkar eder ve Allah’a iman ederse o, muhakkak kopması mümkün olmayan sağlam kulba yapışmış olur “ (Bakara 256)Tağutun ve tağuti düzenlerin egemenliğini kabul etmek , iman ile bağdaşabilir bir eylem olamaz.“أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ آمَنُواْ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُواْ إِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ أُمِرُواْ أَن يَكْفُرُواْ بِهِ وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلاَلاً بَعِيدًا  ''Sana indirilen ve senden önce indirilmiş olanlara her halde iman ettiklerini ileri sürenlere bakmaz mısın ki , onu inkar etmekle emrolundukları halde yine tağutun hükmüne başvurmak isterler. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla büsbütün saptırmak ister “ (Nisa 60)Şu ayeti kerimede Allah’ın emir ve hükümleri dışında teşri yapmanın , teşri yetkisine sahip olunabileceğini kabul etmenin, hüküm ve mahiyetini açık bir şekilde ifade etmektedir.أَمْ لَهُمْ شُرَكَاء شَرَعُوا لَهُم مِّنَ الدِ... Devamı

Seçim Sandığına Gitmek

2009-11-30 00:46:00

Seçim sandığına giden bir vatandaşın bu davranışının anlamı:Kendisi ister işin şuurunda olsun, ister olmasın , ister bu anlama geldiğini bilmekle kalbinden bunu onaylamasın, fark etmez - zahiren şudur :”Ben sahip olduğum kendi payıma düşen egemenlik hakkımı , filan partiye veya falan kişiye bana vekaleten kullanmak üzere belirlenen süre içerisinde devrediyorum.”Daha sonra “milletvekili“ denilen bu kimselerin bir mal, bir meta gibi alınıp satılmaları, seçmenlerini her hangi bir şekilde hesaba katmaksızın yasamalarda (kanun koyma) ,tasarruflarda bulunması, hatta seçmenleriyle birlikte ülkelerini bile gereğinde satmaları , seçmenleri de dahil olmak üzere bütün milletin başına çorap örmeye kalkışmaları , ülkenin ve insanların menfaatlerini peşkeş çekmeleri vb. üzerinde durmayalım.Çünkü bizim için önemli olan seçime katılmanın ne anlama geldiğidir.O da şudur: “ben mevcut demokratik düzeni kabul ediyorum .Bu düzenin sınırları içerisinde kalmak üzere , hakimiyet hakkımı şu partinin ya da bu kişinin kullanmasını istiyorum.” Seçime katılmanın bu anlama gelmediğini söylemek mümkün değildir.Bizim sandığın başına giderken başka niyetler taşımamız, davranışımızın hükmünü değiştirmek için yeterli değildir.İslami bilgisi asgari seviyede olan birisine şöyle bir soru soralım :Bir gavur bize: “ Şu münkeri veya şu haramı işleyin ; mesela şu şarabı için , yahut şu domuz etini yeyin, o zaman ben de müslüman olacağım aksi takdirde olmam “ dese biz onun dediğini müslüman olmasını sağlamak niyeti ile kastıyla yapabilir miyiz ? Evet ,böyle bir soru sorsak, kim bize : Niyetiniz o gavuru müslüman yapmak olduğu sürece siz o münkeri ve o haramı işleyebilirsiniz, bundan dolayı sizin için vebal yoktur diyebilir? Demek ki hangi niyetle olursa olsun ve rey verdiğimiz parti veya kişinin niteliği ne olursa olsun , seçmen olarak seçime katılmanın anlamı , kurulu bulunan demokratik düzeni kabul etmek olarak yorumlanmasa bile, en azından reddetmemek anlamına gelir !... Devamı

Demokratik çalışma

2009-11-29 23:48:00

Demokratik çalışma ve amel ilişkisiİslam adına , müslüman olarak belli bir partinin çalışmalarına katılan kimselerin yaptıkları bu iş, sıhhat şartlarını taşısın taşımasın bir ameldir.Bu amelde bulunan kimselere bunu neden yaptıklarını soracak olursak. “ İslam ‘ı hakim kılmak için.“ ya da “ İslam’ın hakim olabilmesi için uygun olmayan bir zemini uygun hale getirebilmek için “ diye cevap vereceklerdir. Ancak bu konuda hatırlanması ve bu gerekçeyi ileri sürenlere hatırlatılması gereken bir husus vardır. İslam’ın hakim kılınması için Allah ve Rasulu tarafından öngörülmüş bir yol,bir yöntem,bir süreç yok mudur?.Bizler bu konuda şeriaatte bir boşluk olmadığına inanıyoruz.Dolayısı ile bu konuda izlenmesi gereken yolun belirleyici çizgilerinin ne olduğu hususunda herhangi bir kapalılık olduğuna inanmıyoruz. Bu konuda kısa olarak şunları hatırlatmakta fayda vardır. İslam’ın hakim kılınma süreci; başta Hz. Peygamber‘in siretinden (hayatı) olmak üzere , peygamberlerin bize nakledilen sahih uygulamalarından öğrendiğimize göre ; belli başlı 3 karakteristik aşama arzeder.Bu aşamalar birbirinden kopuk ve ayrı değil, aksine birbirini tamamlayıcıdır. Bunlar ise: 1- Tebliğ2- Hicret3- Cihad Daveti, tebliği kabul eden müminler, davetçi etrafında toplanır, belli bir dönem sonra egemen düzen bunlara sadece “Rabbımız Allah’tır.“ dedikleri için baskı ve zulumler yapmaya, onları davalarından uzaklaştırmaya çalışır.Böylece Hak davanın takipçileri ile cahili düzen arasında bir mücadele başlar. Bu mücadele sırasında kimisi davası yolunda,İmanı uğrunda şehid düşer,Kimisi maazallah irtidat eder,Kimisi de, Allah kendileri ile zalim ve cahili kavimleri arasında hak ile hükmünü verinceye kadar sabreder,İzlemesi gereken çizgiden sapmaz, taviz vermeye yanaşmaz. Peygamberlerin İslam’ı egemen kılmak sürecinde izledikleri yol ve bu yolun izlenmesi esnasında karşılaşılan manzara kısaca budur!. Bu yolun ısrarla izlemenin dünyada mutlak... Devamı

Putperestlik Nedir?

2009-11-29 22:24:00

Kimin Kulusun?أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللّهِ حُكْمًا لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ  “Onlar hala cahiliyye hükmünü mü arıyorlar?. Kesin bilgiye inanan topluluk için hükmü Allah’tan daha güzel olan kimdir?. “ ( Maide 50 ).Cahiliyyenin anlamı belirgin bir biçimde bu ayette ortaya konulmuştur.Cahiliyye, Allah’ın belirttiği, Kur’an’da ifade edildiği üzere insanların insanlar için hüküm belirlemesi, insanın insana köle kılınması, Allah’a kulluğun bırakılması, Allah’ın ilahlığının reddedilmesi ve de buna karşılık, kimi insanların ilah kabul edilmesi ve Allah’a değil onlara itaat ve ibadet edilmesi, onlara tapılmasıdır. Cahiliyye bir olgudur. Geçmişte yaşanan bu olguyla, bu günde yarın da yine karşılaşılacaktır. Cahiliyyenin niteliği İslam’la çelişmek, İslam’a karşı olmadır.Bugün içinde yaşadığımız dünyada, İslam adına meydanlara, gazetelere, ekranlara, kürsülere çıkan pek çok alim ,önder, siyasi, akademisyen, maalesef İslam dışı olduğu bizzat kendi taraflarınca bu kadar net bir biçimde ortaya konan Laikliği ve Demokrasiyi sahipleniyorlar, bunları benimsediklerini söyleyebiliyorlar.Üstelik bazıları daha da ileri giderek bu cahiliyye hükümlerinin Allah’ın dinine de iftira ederek, İslami olduklarını, İslam’la bağdaştıklarını iddia edebiliyorlar .Allah’ın şeriatını reddeten; cahiliyye düzenini kabul ediyor, cahiliyyeyi yaşıyor demektir.! “Cahiliyye sistemleri yalnızca putperestlik şeklinde ortaya çıkan ya da buna benzer mitolojik tanrılara tapmak şeklinden ibaret değildir. Kavmiyet ve vatan gibi ad ve şekli değişik olabilir.Başkalarını zorla egemenliği altında tutan diktatör ve tağutlar gibi yeni putlar olabilir, hatta heykel putlar bunların birer sembolü olabilir .”Günümüzde bütün çağdaş toplumlar, komünst, kapitalist, yahudi, hırıstiyan ve sözde müslüman geçinen bazı toplumlar bir tür cahiliyye toplumunu teşkil etmektedirler. Çünkü Allah’ın varlığına ve birliğine iman ettiklerini ifade etmekle birlikte tevhid akides... Devamı

İslâm’da Laiklik

2009-11-29 21:55:00

İSLÂM’DA LAİKLİK YOKTUR .إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ  Allah katında tek Din İslâmdır.Laiklik; geniş ve basit tanımı ile, dinin siyasal hayatın dışına itilmesi, din adamları sınıfının devletin siyasal hayatında din adına etkin olmalarının engellenmesi diye ifade edilir.Buna cevap olarak deriz ki: Laiklik Fransa’da kilisenin ve papazların siyasete karışmasından sonra Rönesanss ile kiliseyi ve din adamlarını devlet yönetiminden uzaklaştırmak için çıkarılmış bir sistemdir. Fakat İslam’da batıda bilinen şekliyle bir “ din adamları “ sınıfının varlığı söz konusu değildir. Dolayısı ile böyle bir sınıfın din adına siyasal etkinliklerde bulunması söz konusu değildir. Dolayısıyla böyle bir sınıfın din adına siyasal etkinliklerde bulunmalarından ve devletin siyasetinden aktif bir rol oynamalarından söz edilemez.Çünkü böyle bir sınıf yok ki, bu sınıfın icra edeceği fonksiyon kabul veya redde konu olsun.Bugün içinde yaşadığımız dünyada, İslam adına meydanlara, gazetelere, ekranlara, kürsülere çıkan pek çok alim ,önder, siyasi, akademisyen, maalesef İslam dışı olduğu bizzat kendi taraflarınca bu kadar net bir biçimde ortaya konan Laikliği ve Demokrasiyi sahipleniyorlar, bunları benimsediklerini söyleyebiliyorlar.Üstelik bazıları daha da ileri giderek bu cahiliyye hükümlerinin Allah’ın dinine de iftira ederek, İslami olduklarını, İslam’la bağdaştıklarını iddia edebiliyorlar .أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللّهِ حُكْمًا لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ  “Onlar hala cahiliyye hükmünü mü arıyorlar?. Kesin bilgiye inanan topluluk için hükmü Allah’tan daha güzel olan kimdir?. “ ( Maide 50 )Cahiliyyenin anlamı belirgin bir biçimde bu ayette ortaya konulmuştur.Cahiliyye, Allah’ın belirttiği, Kur’an’da ifade edildiği üzere insanların insanlar için hüküm belirlemesi, insanın insana köle kılınması, Allah’a kulluğun bırakılması, Allah’ın ilahlığının reddedilmesi ve de buna karşılık, kimi insanların ilah kabul edilm... Devamı

ÜLKEYİ YÖNETENLER

2009-11-29 19:30:00

İslam Ülkelerini Yöneten Zalimler neredesiniz?.Milleti Kandırarak iş başına gelenler,Neredesiniz?.Nerede saklanıyorsunuz?.Hangi sözün arkasına sığınacaksınız?.Yoksa ”Gargat” ağacı gibi,Zalimleri Gizliyormusunuz?.Haniya Müslümandınız?,Hani Kur’an,a inanırdınız?,Hani Müslüman kardeşnizdi?Ölen Şahadet getiriyor,Müslümandır,Öldüren Aziz dostunuz(!).Yahudi ve Hıristiyandır.Madem sizde Yahudileştiniz veya Hıristiyanlaştınız.Müslümanım diye insanları neden Kandırdınız?.Kanınızmı Bozuk?,Soyunuzmu?.Ey.! Millet Vekilleri:Halk asıl,Siz vekilsiniz.Halk iki şey ister.Maddiyat ve Maneviyat.Maddiyat:Halkı Aç,işsiz ve bir ekmeğe muhtaç ettiniz.Paraları ne yaptınız?.Maneviyat:Bu halkın %99′u müslümandı,Ne yaptınız?.La ilaheillallah Diyenleri nereye gönderdiniz?,Buharlaştımı?.Yeter ihanet ettiniz.Alın Laik,Demokratik ve kamalist Dininizi başınıza çalınız.Sizlerin İsrail,Amerika ve Avrupa’dan Farkınız yok.Hiçbir partiye oy vermedim ve Vermiyecağımda.Parlementerleri ve Maziyi mezara gömdüm.Üzerine Lanet okudum.İsrail’i niçin kınıyorsun be ahmak?.Pis arap,gerici yobaz arap diyen sen değilmiydin?.Avrupanın çöplüğünde rakı içen pislik sen değilmisin?.Kimsin sen?.Avrupalı,Medeni,Çağdaş olan sen değilmisin?.Nerede ÇYDD,Nerede,Çağdaş Yaşamı Düşünen,Yobazlar?.Nerede bende kemalistim diyen?,Atatürkçü düşünen Dernekler nerde?.Bu Hainler?.Aslı ingiliz,Hıristiyan,Katolik Başkanlarınız Nerede?.Lanet olsun sizlere gizlendinizmi?.Haniya Çağlayanda yürüyerek,İt gibi ürüyerek,Kahrolsun Şeriat diyordunuzya.Sizin doğru yolunuz bumuydu?.Irakı,Filistini Vurmak medeniyetmiydi?.Bu vuranlar sizin övdüğünüz Piçler değilmi?.Bu zalimler sizin dost ve kardeşleriniz değilmi?.Türkan Saylan Kimdir? Nerede,Irak’a,Filistine Bombamı atıyor?.Ezan ve Kurandan Rahatsız olanNecla Arat-(CHP İst. Vekili) Müslüman Halk’ın Düşmanı) zındıklar?.Nerede?.Müslümanın Kanınımı içiyor?.Ey müslüman geçinenler, Yahudiler En Zalim İnsanlardır diyen Erdoğan,Vicdanın Rahatmı?.Avrupaya Dost Oldun,Ame... Devamı

Kur'an Ahlakı

2009-11-28 22:56:00

Yüce AhlakAhlâk alanında en büyük değişikliği, Peygamber Efendimiz yapmıştır. Cahiliye Arapları inanç ve âdetlerine öylesine bağlı, körü körüne öylesine tutulmuşlardı ki, yüzyıllardır yapageldikleri alışkanlıklardan onları hiçbir kuvvetin ayırması mümkün değildi.Vahşet, dehşet ve zulümde o kadar ileri gitmişlerdi ki, vahşi hayvanlara dahi yapılması hoş görülmeyen işkence ve eziyetleri göz kırpmadan savunmasız ve mazlum insanlara yapıyorlardı. Merhamet, şefkat ve acıma hisleri tamamen körelmiş, öz kızlarını canlı canlı toprağa gömecek derecede canavar kesilmişlerdi.Fuhşun, işkencenin, her türlü rezilliklerin hiç çekinmeden yapıldığı bir karanlık devir yaşanıyordu. Güçlü ve varlıklı kimseler zayıfları eziyor, kadınlar bir mal gibi alınıp satılıyor, faiz ve tefecilik bütün çeşitleriyle kol geziyor, içki su gibi içiliyordu. Adalet, insaf, vefa, iffet gibi duygular unutulmuştu. Kendi uydurdukları manasız şeylere ve hurafelere öyle bağlanmışlardı ki, onları alışkanlıklarından vazgeçirecek, insanlığın tadını tattıracak İlahî bir güçten, bir Peygamber inkılâbından başkası düzeltemezdi.İşte Peygamberimiz birkaç sene gibi kısa bir zamanda o geniş yarımadada vahşi, âdetlerine bağlı ve inatçı kavimleri, kötü ahlâk ve vahşi alışkanlıklarından kurtarıp, onları kökünden kazıyıp temizledi, yerlerine güzel ahlâk esaslarını yerleştirdi. Onları bütün dünyaya rehber ve medeni milletlere öncü birer şahsiyet haline getirdi.Daha Hicrî birinci asırda yeryüzüne yayılan Sahabîler ve iman erleri insanlığa gerçek medeniyeti, fazilet ve ahlâk düzenini öğrettiler. Fazilete dayalı maddî kalkınma ve medeni yükseliş bu vesileyle gerçekleşti.Resul-i Ekrem Efendimizin öğrettiği ahlâk sayesinde yüz milyonlarca insan maneviyat iklimlerinde yükselerek hem dünya, hem de âhiret mutluluğuna erdiler. Pekçok muhtaç insanın imdadına koşarak hidayetlerine ve saadetlerine vesile oldular.... Devamı

Putperestlik Nedir?

2009-11-28 17:36:00

İbadet Edilen Put,Haç,Taş,İnek,Mezar,Resim,Hayvan vb.Şeyler: بسم الله الرحمن الرحيم السلام عليكم ورحمة الله وبركاته Allah (c.c) dışında bu zikri geçen şeylere ibadet edilirse, bu şeyler tağut olur. Şöyle denilebilir: “Zikri geçen bu şeyler çok basit şeylerdir. Bunların hakkında konuşmak ise yersizdir. Zira zamanımızda bunlara ibadet eden kimse yoktur. Üstelik yaşadığımız çağ ilim ve teknoloji çağıdır. Bu sebeble bu çağda, bu gibi şeylere önem vererek onlara ibadet eden kimselerin bulunması mümkün değildir.” Bunlara cevaben diyorum ki: “İnsanlara, halklara ve milletlerin durumlarına baktığınızda, yeryüzünün üçte ikisinin Allah (c.c) dışında bu basit dediğiniz şeylere ibadet ettiğini görürsünüz. Nüfusu bir milyardan fazla olan Çin’e bakınız! Japonya ve Asya devletlerinin çoğuna bakınız! Amerika ve Afrikada ve Avrupadaki bazı halklara bakınız! Buralarda yaşayan insanların çoğunun putperest olduğunu, put ve resimlere ibadet ettiklerini görürsünüz. Hind kıtasına baktığınızda, oradaki insanların çoğunun ineğe, putlara ve mezarlara ibadet ettiklerini görürsünüz. Haçlı Avrupa’ya bakın!,Kilise ve ibadethaneleri Allah (c.c)’tan başka ibadet edilen put ve resimlerle doludur. Onların kiliseleri İsa (a.s) ve onun annesi Meryem olarak tasvir ettikleri ve büyükleri olan, aziz diye tabir ettikleri din adamları ve rahiplerinin heykel ve resimleriyle dolu değil mi? Onlar ibadetlerini, Allah (cc)’tan başka bu put ve resimlere yaparlar. Son olarak; onların icad ettikleri ve Allah (c.c)’tan başka ibadet ettikleri yeni bir putları daha vardır: “Noel Baba...” Onların inancına göre bu Noel Baba onlara hayır getirmektedir. Buna ilaveten onların her miladi senenin başında y... Devamı

Üç Şeytan

2009-11-28 16:43:00

TÂĞÛT ve Üç Sapık Şeytan‎ > ‎ Allah (c.c) şöyle buyuruyor: وَالَّذِينَ اجْتَنَبُوا الطَّاغُوتَ أَن يَعْبُدُوهَا وَأَنَابُوا إِلَى اللَّهِ لَهُمُ الْبُشْرَى فَبَشِّرْ عِبَادِ “ Tâğut'a kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere müjde vardır. Kullarımı müjdele:Tağuta kulluk etmekten kaçınarak...” (Zümer: 17) قُلْ هَلْ أُنَبِّئُكُم بِشَرٍّ مِّن ذَلِكَ مَثُوبَةً عِندَ اللّهِ مَن لَّعَنَهُ اللّهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَازِيرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَ أُوْلَـئِكَ شَرٌّ مَّكَاناً وَأَضَلُّ عَن سَوَاء السَّبِيلِ “ De ki: Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Allah'ın lânetlediği ve gazap ettiği, aralarından maymunlar, domuzlar ve tâğuta tapanlar çıkardığı kimseler. İşte bunlar, yeri (durumu) daha kötü olan ve doğru yoldan daha ziyade sapmış bulunanlardır.... tağuta tapanlar; işte bunlar, yerleri kötü olan ve doğru yoldan sapan kimselerdir.”  (Maide: 60)         وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِي كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولاً أَنِ اعْبُدُواْ اللّهَ وَاجْتَنِبُواْ الطَّاغُوتَ فَمِنْهُم مَّنْ هَدَى اللّهُ وَمِنْهُم مَّنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ الضَّلالَةُ فَسِيرُواْ فِي الأَرْضِ فَانظُرُواْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبِينَ “Andolsun ki biz, "Allah'a kulluk edin ve Tâğut'tan sakının" diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah, onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. Yeryüzünde gezin de görün, inkâr edenlerin sonu nasıl olmuştur!. أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ آمَنُواْ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُواْ إِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ أُمِرُواْ أَن يَكْفُرُواْ بِهِ وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلاَلاً بَعِيدًا   Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tâğut'a inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, Tâğut'un önünde muhakemeleş... Devamı

Tâğût Nedir?

2009-11-28 16:23:00

Alimlerin Tagut Hakkındaki Sözleri: İbni Cerir Taberi şöyle dedi: “Bana göre taguta verilecek en doğru mana; Allah (c.c)’a karşı haddini aşan ve Allah (c.c)’tan başka kendisine zorla veya gönüllü itaat edip bağlanılarak ibadet edilendir. Kendisine ibadet edilen bu varlık bir insan olabileceği gibi şeytan, put veya herhangi bir şey de olabilir.” (Taberi Tefsiri) İmam Kurtubi şöyle dedi: “Tagut; kahin, şeytan ve sapıklıkta öncü olan kimselerdir.” (Kurtubi Tefsiri c: 3 s: 282) Kurtubi bir başka yerde şöyle dedi: “Tagutu reddedin”, demek; “şeytan, kahin, put ve bunlar gibi Allah (c.c)’tan  başka ibadet edilen ve sapıklığa çağıran herşeyi terkedin” demektir.” (Kurtubi tefsiri c: 9 s: 10) İbni Teymiye şöyle dedi: “Tagut Fa’lut kalıbında olup tugyandan türemiştir. Tugyan ise haddi aşmaktır. Bu ise zulüm ve haksızlıktır. Allah (c.c)’tan başka kendisine ibadet edilen kişi, eğer buna razıysa tagut olmuştur.(Tagutun tarifiyle ilgili burada sınır konulmasının sebebi Allah (c.c)’tan başka kendilerine ibadet edilen nebi ve salih kişileri istisna etmek içindir. Zira onlar, hiç bir şekilde kendilerine ibadet edilmesine razı değildirler. Bu sebeble onlar tagut olarak isimlendirilmezler. Fakat bu kimselere ibadet eden kimseler reddedilir ve tekfir edilirler.) Bu sebeble Rasulullah (s.a.s), putları tagutlar olarak isimlendirmiştir. Sahih bir hadiste Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi: “Tagutlara ibadet edenler (ahiret gününde) tagutların peşine düşerler.” Allah (c.c)’a isyan konusunda, hidayet ve hak dinin dışında, kitab ve sünnete muhalif olarak kendisine itaat edilip, bağlanılan her yol taguttur. Bu sebeble Allah (c.c)’ın kitabı dışında hüküm veren ve kendisine muhakeme olunan kişiye tagut ismi verilmiştir. Firavun’a da işte bu sebeble tagut denilmiştir.” (Fetvalar c: 28 s: 200) İbni Kayyım şöyle dedi: “Tagut; kendisine ibadet edilme, bağlanılma ve itaat edilme konusunda haddini aşan k... Devamı

Allah’ın Kanunları

2009-11-28 16:00:00

    Allah (c.c)’ın kanunlarına ters düşen her türlü kanun tağuttur. Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “Tağuta muhakeme olmak isterler.” (Nisa: 60) Ayette kastedilen tağut; Allah (c.c)’ın kanunları dışındaki bütün kanunlardır. Tağutun tarifinde de geçtiği üzere bazı alimler; Allah (c.c)’ın kanunları dışındaki kanunlara “tağut” ismini vermişlerdir. Bir zamanlar İslam diyarı olan ülkelerde şu an tatbik edilen kanunların hepsi tağut hükmündedir. Çünkü bu kanunlar Allah (c.c)’ın kanunlarından alınmamış, insan aklına dayalı ve üstelik Allah (c.c)’ın kanunlarına ters olan beşeri kanunlardır. Bu beşeri kanunları koyan kanun koyucular, bu kanunları her şeyin üstünde görürler. Bu yüzden herkesin,her zaman bu kanunların yani anayasanın hükmü altında olduğunu söylerler. Bu beşer ürünü anayasanın kulları, anayasalarından öyle çekinmektedirler ki, herşeye karşı gelirler fakat anayasaya asla karşı gelmezler. Herşeye itiraz ederler, fakat anayasaya asla itiraz etmezler. Zira değişmeyen anayasaya asla itiraz edilmez, ona asla yan gözle bakılmaz, doğruluk ve yanlışlığı asla tartışılmaz. Her kim anayasaya ihanet ederse hali fena olur...      Küfre ve beşeri kanunları uygulamaya teşvik eden, laik düzeni özellikle öven kitaplar da birer tağuttur.Zira küfür ve şirki içeren her kitap bir put gibidir.Bu sebeble bu kitaplarda yazılanlara bağlanarak hayatlarında uygulayanlar bu kitaplara ibadet etmiş olurlar. Bu tür kitaplar, ister maddi menfaat sağlamak ister içindeki fikre hizmet etmek amacıyla olsun satılmamalıdır. Çünkü küfür,şirk ve sapıklığın yayılmasına yardımcı olunmuş olunur.(Bu göstermektedir ki; kendilerini İslam yayıncısı olarak adlandıran yayıncıların, İslam’a zıd olan, küfür ve şirk içeren, sapıklığa davet eden kitapları satmamaları gerekir. Çünkü şerrin yolunu gösteren, onu yapan hükmündedir.) Şöyle sorulabilir: “Daha önce açıklandığı gibi tağut, Allah (c.c)’tan başka ibadet edilendir. Allah ... Devamı

Örtünmek

2009-11-28 14:51:00

BAŞÖRTÜSÜ ve ÖRTÜNME* İslâmiyet’ten önce Araplarda örtünme adeti yoktu. Kadına saygı gösterilmez, kadınlar da erkeklerden sakınmazlardı. Başörtülerini enselerine bağlar veya geriye doğru bırakırlardı. Yakaları önden açı lır, boyunları ve gerdanlıkları ortaya çıkar, süsleri gözükürdü. Erkek lerin ilgisini çekmek için süslenen, açık saçık kıyafetler giyinen, ba kışlarıyla ilgi toplamaya çalışan düşük ahlaklı kadınlar da vardı.[1] Ev lilik dışı ilişkiler peşinde koşan bir kısım erkekler, kadınların arka sına takılır ve onları zan altında bırakırlardı.[2] Örtünme ile ilgili emirler Ahzab Suresi ile Nur Suresi’ndedir. Her iki surenin de Medine-i Münevvere’de indiği hususunda tam bir görüş birliği vardır.[3] İslâm’ın bir çok emir ve yasağı gibi örtünme emri ile buna ilişkin yasaklar da Medine-i Münevvere’de gelmiştir.  Kadınlar Medine-i Münevvere’de de günahkâr erkekler tarafın dan rahatsız ediliyorlardı. Durum Hz. Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem’e şikayet edilince Ahzab Suresi’nin 59. ayeti nazil oldu.[4] “Ey Peygamber; eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, cilbablarını üzerlerine sıkıca örtünsünler. Böylesi onların (iffetli olarak) tanınmaları ve rahatsız edilmemeleri için daha elverişlidir.” Cilbab, kadınların evlerinden çıkar ken üstlerine aldıkları, başörtüsünden büyük bir örtü ya da büyük bir başörtüdür. Bu husus ileride tekrar ele alınacaktır. Bazı kadınlar cilbab başları üzerine, bazıları da omuzlarına atar lar. İki ucu bir biri üzerine sıkıca örtülmezse kadının saçları, boynu ve gerdanlığı gözükür ve erkeklerin bakışlarını üze rine çeker. Kimi kötü niyetli erkekler de bundan umutlanarak böyle kadınların arkasına düşer, onları rahatsız eder ve töhmet altında bırakırlar.  Kadınlar cilbabını, başını kapayacak şekilde alır ve uçlarını bir biri üzerine getirerek sıkıca örtünürse bu, onların iffetli ve ahlâklı olduğunun bir işareti olur ve rahatsız edilmekten kurtulurlar.  Nur Suresi’nin 3... Devamı

TERK EDİLEN İSLÂM

2009-11-28 14:23:00

بسم الله الرحمن الرحيم السلام عليكم ورحمة الله وبركاته MEDYANIN PİSLİKLERİ VAHHABİLİK   (TEVBE suresi 29. ayet)           قَاتِلُواْ الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَلاَ بِالْيَوْمِ الآخِرِ وَلاَ يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللّهُ وَرَسُولُهُ وَلاَ يَدِينُونَ دِينَ الْحَقِّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ حَتَّى يُعْطُواْ الْجِزْيَةَ عَن يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın. (TEVBE suresi 33. ayet)           هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ O (Allah), müşrikler hoşlanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kılmak için Resûlünü hidayet ve Hak Din ile gönderendir. (İBRÂHİM suresi 10. ayet)           قَالَتْ رُسُلُهُمْ أَفِي اللّهِ شَكٌّ فَاطِرِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ يَدْعُوكُمْ لِيَغْفِرَ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرَكُمْ إِلَى أَجَلٍ مُّسَـمًّى قَالُواْ إِنْ أَنتُمْ إِلاَّ بَشَرٌ مِّثْلُنَا تُرِيدُونَ أَن تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ آبَآؤُنَا فَأْتُونَا بِسُلْطَانٍ مُّبِينٍ Peygamberleri dedi ki: Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? Halbuki O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi muayyen bir vakte kadar yaşatmak için sizi(hak dine) çağırıyor. Onlar dediler ki: Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Siz... Devamı